FOSİLLER VE KAYAÇLAR

FOSİL NEDİR?

Fosil, havayla teması aniden kesildiği için korunabilmiş canlı kalıntılarına verilen genel addır: kabuk, kemik, diş, tohum, yaprak ya da bir hayvan veya bitki fosili milyonlarca yıl öncesindeki canlı yaşam hakkında bilgi verir. Fosilleri ve fosilleşmeyi araştıran bilim dalına paleontoloji adı verilir. Latince fodare, kazmak sözcüğünden türemiştir; kelime anlamı "kazı sonucu topraktan çıkarılmış cisim" iken, bilimsel anlamı "canlıların taşlaşmış kalıntıları" olmaktadır. Çökelti içindeki kalıntılardır; magmatik yapılarda bulunmazlar.

           Fosilleşme şu şekilde olabilir;

  1. Canlı organizmanın kömürleşmesi
  2. Canlı organizmaların sadece kemiklerinin kalması ya da izlerinin kayaçlar arasında oluşması
  3. Buz kütleleri içinde canlının hiç bozulmadan kalması
  4. Amber, reçine, doğal asfalt veya çürümüş organik madde içinde organizmanın bozulmadan kalması



    klemliler sınıfına ait bir fosil kanatları daha gelişmemiş yaklaşık 240 milyon yıl öncesine ait


Türkiye'de bulunan fosiller

Türkiye'nin fosil stoğu açısından zengin olduğu tahmin edilmektedir. 2006 yılının Temmuz ayında Kırıkkale'de jeolojik kazı yapan Türk bilim insanları, tarihin en büyük memeli hayvanlarından olan gergedana ait 25 milyon yıllık fosiller bulmuşlardır. Kırıkkale'nin Delice ilçesi yakınında çalışan Maden Tetkik Arama (MTA), Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü uzmanlarından oluşan bir ekip, anne, baba ve altı aylık bir yavruya ait gergedan fosillerine ulaşmıştır.
  • Anadolu'da bulunmuş en eski fosiller Orta Miyosen'e, yani 14 milyon yıl öncesine tarihlenmektedir. Hominoid, ilk olarak Batı Anadolu'da Paşalar kazısında ortaya çıkıyor. Orta Anadolu'da da Çandır'da tür olarak Grifopithecus alpani tanımlanıyor
  • Ankara Kızılcahamam yakınlarındaki Sinaptepe'de Prof. Dr. Fikret Ozansoy, hominoid evrimine ilişkin ilk fosilleri bulmuştur. Adını 1957 yılında, Ankarapithecus meteai koyduğu bu fosil, daha sonra 'Ankara maymunu' şeklinde de tanınmıştır.

                                 

                  

                                           KAYAÇLAR

Kayaç, bir ya da daha fazla mineralin bir araya gelmesiyle oluşmuş bütündür. Granit ve bazalt çeşitli minerallerden, kum taşı değişik özelliklerde kum boyutundaki tanelerin sıklaşmasından, mermer ve kuvarsit tek bir mineralden oluşmuş kayaçlardır.

Kaya, taş ya da kayaç bunlar eş anlamlı kelimelerdir. Halk arasında mineraller için de taş terimi kullanılır. Bu kavram karmaşasını ortadan kaldırmak için jeologlar kayaları kayaç olarak adlandırırlar.

Doğada 3 tür kayaç bulunur. Bunlar Tortul, Magmatik ve Metamorfik kayaçlardır. Magmatik kayaç yerin derinliklerinde bulunan çeşitli elementlerce zengin eriyik olan magmanın derinlerde ya da yüzeyde katılaşması sonucu oluşur. Metamorfik kayaçlar var olan magmatik ya da tortul kayacın yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması sonucu oluşur. Tortul kayaçlar ise magmatik, metamorfik ya da tortul kayaçların ayrışması, aşınması ve bir çökelme havzasında birikmesi ve ardından taşlaşması sonucu oluşur. Magmatik ve metamorfik kayaçlar tüm yer yuvarının yüzde 95'ini meydana getirmesine karşın yer kabuğunun sadece yüzde 25'lik kısmını oluşturur.

Kayaçlar sürekli döngü halindedir. Bir magmatik kayaç sıcaklık ve/veya basınç altında metamorfik kayaca, metamorfik bir kayaç sıcaklıkla eriyerek magmaya ardından da magmatik kayaca, hem magmatik kayaç hem de metamorfik kayaç ayrışarak tortul kayaca dönüşür. Buna kayaç döngüsü adı verilir.

Kayaçlar oluşumları sırasındaki doğal ortamı yansıtan belgelerdir. Yer kabuğunun jeolojik gelişmesinin izleri kayaç üzerinde izlenmiştir. Bu nedenle onlar yer kabuğunun doğal belgeleri sayılır.

Bugün yeryüzünde hüküm süren fiziksel olaylar, akarsuların aşındırma ve taşıma etkileri, çöllerin ve denizlerin değişik bölgelerinde farklı tortulların çökertilmesi, yeryüzünün değişik iklim kuşaklarının bulunması gibi jeolojik olayla bütün yer tarihi boyunca hep aynı şekilde, aynı düzende oluşmuştur. Yani eski jeolojik devirlere ait kayaçların oluşumu bugün yeryüzünde hüküm süren fiziksel olayların ışığı altında yorumlanabilir. Böylece kayaçlar oluşumu sırasında mevcut olan doğal ortamı aynen yansıtırlar.







 
TORTUL KAYAÇLAR

Su ve rüzgâr yeryüzünü değiştirebilir. Bu kuvvetler, kayaçları kırarak, küçük parçalara ayırır. Bunlar farklı yerlerde yerleşirler. Buralarda, küçük parçacıklar toparlanarak, basınç altında çimentolaşıp daha büyük kayaçları meydana getirirler. Bu kayaçlar, genellikle suda oluşur ve magmatik kayaçlardan daha yumuşaktırlar. Tortul kayaçlar, birçok tabakaları meydana getirir ve fosilce zengindir. Tortul kayaçlar tüm yeryuvarının yüzde 5'ini, yer kabuğunun ise yüzde 75'ini meydana getirir. Tortul kayaçların yüzde 95'i suda oluşmuştur. Tortul kayaçların kırıntılı, organik ve kimyasal olmak üzere üç tipi vardır.

Kırıntılı tortul kayaçlar

Çeşitli büyüklükteki taş ve mineral parçalarda karalardaki ve denizlerdeki tortullaşma havzalarını çökelmeleriyle meydana gelen taneli kayaçlardır. Değişik boyuttaki taneleri birbirleriyle çimento maddeleriyle birleşmeleri sonucu çimentolu kayaçlar kum taşı, kireç taşı gibi taneleri birbirine bağlayarak madde bulunmadığından çimentosuz tortul kayaçlar oluşur. organik tortullar çeşitli bitki ve hayvan kalıntılarını, uzun zaman eşliğinde fosilleşip başkalaşmalarıyla oluşurlar. En uzun sürede oluşan kayaçlardan biridir. Özellikle bitki fosillerinin oluştuğu alanlarda yoğunlukta olmaktadırlar...

Organik Tortul Kayaçlar

Mercan, radiolaria, foraminifer ve sünger gibi kayaç yapıcı organizmaların çökelmesi sonucu oluşur. Kömür organik tortul kayaca örnektir.

Kimyasal tortul kayaçlar

Dolgun eriyiklerin çökelmesi sonucu meydana gelirler. Mağaralardaki sarkıt ve dikitler, deniz kıyılarındaki kireçli ve demirli oolitler, kapalı göllerin kenarlarındaki tuz oluşumları su kaynakları etrafındaki traverten oluşumları %35'i kadar kireç taşları oluşturur. Kireç taşları yapı taşı, kireç yapımında ve döşemecilikte, çelik sanayiinde ve ilaç sanayiinde kullanılır.

MAGMATİK KAYAÇLAR

Erimiş halde bulunan bir silikat hamuru durumunda olan mağmanın yer kabuğunun derinliklerinde yavaş yavaş veya yeryüzünde aniden soğuması ile oluşurlar. Bu kayaçlar genel olarak kristallerde oluşmuş kütle halindeki kayaçlardır. Bu tür kayaçlar dünya üzerinde çok fazla değildir.

BAŞKALAŞIM KAYAÇLARI

Tortul veya magmatik kayaçların sıcaklık, basınç, gerilme ve kimyasal aktivitesi olan sıvıların etkisiyle değişmeleri, başkalaşımları sonucu oluşurlar. Genellikle kristallerin paralel yapılar oluşturmasıyla karateristiktirler. Mineraller belirli bir sıcaklık ve basınç altında dengeli durumdadırlar. Eğer sıcaklık ve basınç değerlerinde bir artma veya değişme olmuşsa mineralde de değişme olur. Mineral aynı kimyasal bileşimde başka bir duyarlı mineraller dönüşür.

KAMBRİYEN PATLAMASI

Kambriyen Dönem, Paleozoik zamanın ilk alt bölümü olarak Kambriyen kayaç sistemlerinin oluştuğu jeolojik zaman dilimidir. Günümüzden 545 milyon yıl önce başlayıp, yine günümüzden 495 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir.

Kambriyen Dönem, gezegenin tüm tarihi boyunca, yaşamın çeşitliliği ve yaygınlığı yönünden en parlak zaman aralığıdır.Kabuklu canlılara ait ilk fosiller bulunmuş, hayvanların hızlı evrimi ve çeşitlenmesi gerçekleşmiştir. Deyim yerindeyse “yaşamın altın çağı”dır.

Kambriyen Dönemin başlarında kıtaların güney yarı kürede toplanmış olması nedeniyle kuzey yarıküre, uçsuz bucaksız bir okyanus halindeydi. Ekvator kuşağından yayılan sıcak akıntılar bu devasa okyanusu ılıman hale getiriyor ve kıtaların kıyı kesimlerinde de nemli ve ılıman bir iklime neden oluyordu. Kambriyen Dönem boyunca kıtaları kuzeye doğru ilerleyişiyle –bugünün kıtalarının genel görünümü, Kambriyen Dönemin sonlarına doğru şekillenmiştir- bu kıtaların kuzey kıyıları, sığ ve ılıman denizler haline geliyordu. Tüm bu koşullar, özellikle deniz “Kambriyen Patlaması” olarak tanımlanan bu altın çağın yaşanmasında belirgin rol oynamıştır.

Günümüz hayvan şubelerinin hemen hepsi Kambriyen'de çeşitlenip, fosil kayıtlarına girmiş, günümüz hayvanlarının kullandıkları da dahil olmak üzere tüm vücut planları bu dönemde ortaya çıkmıştır. İlk omurgalı deniz canlılarının ortaya çıkışı da Kambriyen dönemde olmuştur.

Kambriyen Dönem boyunca karalarda, mikroorganizmalar ve algler dışında yaşam görülmemektedir. Yine de tür çeşitlenmesi ve yayılması, denizlerdeki “Kambriyen Patlaması”nı aratmayacak düzeydedir.

Bugün, Kambriyen Dönem’de en az dört Kitlesel Yok Oluş yaşandığını biliyoruz. Ancak bu yok oluşlara hangi nedenlerin yol açtığı kesin olarak saptanamamıştır.

 MADEN TETKİT ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞ



 

Yorum Yaz